Buddha with Lotus

Buddha with Lotus

3 Aralık 2010 Cuma

İkinci Asil Gerçek

İKİNCİ ASİL GERÇEK: ACI ÇEKMENİN KÖKENİ

Budha, insan yaşamında acı çekmenin kaçınılmaz olduğunu gözlemlemişti. Çekilen acıya bir çözüm bulunmasından önce, acının kaynaklarını araştırılmalıydı. Budha, tıpkı bir çare üretmeden önce hastasının belirtilerini inceleyip, hastalığın kökenlerini belirleyen bir doktor gibi hareket etmekteydi.


Budha, acı çekmenin kaynağının istek ve bilgisizlik olduğunu keşfetti. İşte bu ikinci asil gerçektir: yani acının kaynağının gerçeği.


Acının kaynağı, geçici şeylere tutunma ve geçici şeyler hakkındaki  bilgisizliktir. Dünyadaki geçici şeyler sadece etrafımızdaki fiziksel nesneler değildir, düşünceler ve algımızın tüm nesneleri geçicidir. Bilgisizlik, zihnimizin geçici şeylere nasıl tutunduğunu anlamamaktan doğar.


Acının nedenleri, arzu, tutku, heves, zenginlik peşinde koşmak, şöhret ve popülerlik istemektir, kısaca arzulama ve tutunmadır. Arzumuzun tutunduğu nesneler geçici olduğundan, onları kaybetmek de kaçınılmazdır. Bu nesnelerin kaybının ardından doğal olarak acı gelecektir.


Arzumuzun nesnelerinden birisi de benliktir. Benlik bir yanılsamadır, çünkü sabit ve değişmez bir benliğimiz yoktur. Benlik dediğimiz şey, imgelediğimiz bir kavramdır, aralıksız şekilde yeniden doğan evrenin parçalarından birisidir.


İstek ve tutunma

İstek, bütün canlıların derinden derine hissettiği yaşamdan zevk alma arzusudur. Örnek vermek gerekirse, insanlar sürekli olarak güzel şeyler yemek, eğlenmek ve kendilerine keyif veren insanlarla vakit geçirmek isterler. Ama istedikleri şeylerin hiçbiri, onlara sonsuza kadar süren hazlar vermez. Güzel bir yemek bittikten sonra, güzel bir şarkı dinlendikten sonra ve güzel bir birliktelikten sonra insan hala doyuma ulaşmış değildir. Bu nedenle insan aynı zevkleri yeniden, tekrar tekrar yaşamayı ister.

Çok fazla şeye sahip olmayı isteyen insanlar da asla tam anlamıyla doyuma ulaşamazlar. Oyuncakçı dükkanındaki bir çocuk gibi etraflarında gördükleri güzel şeylere sahip olmak için kıvranırlar. Bazen istediklerini elde edene kadar gözlerine uyku girmez, yemeden içmeden kesilirler.

İstedikleri şeyi elde ettiklerinde, yaşadıkları mutluluğun çok uzun sürmediğini görürler. O zaman da, sahip oldukları yeni şeylerin korunmasını ve güvenliğini dert ederler ve onların tadına varamazlar. Eğer sahip oldukları şeyler eskir ya da bozulursa, kaybettikleri yüzünden çektikleri acı daha da artar.

Sahip olmayı çok arzuladığımız birşeyi elde ettiğimizde, sahip olduğumuzdan da fazlasını isteriz. İşte o zamanda açgözlülük ortaya çıkar. Arzu ve açgözlülük nedeniyle, insanlar istedikleri şeyi elde etmek için yalan söyler, aldatır ve hırsızlık yaparlar.


Arzuladığı birşeyi elde edemeyen bir insansa, öfke duyabilir. Eğer arzu engellenirse, öfkeye dönüşebilir. Öfke, yaralayıcı kelimeler, tartışmalara, fiziksel kavgaya hatta öldürmeye bile yol açabilir. Bunların tümü acıdır.

İsteme veya arzulama farklı şekillerde ortaya çıkar:
Duyusal zevkleri isteme: Duyularımız yoluyla bize haz veren deneyimlere tutunuruz. Örneğin: Lezzetli yemekler, cinsel yaşantı ..vb gibi.
Birşey haline gelmeye duyulan istek: Tanınma, duyulma ve ünlenmeye karşı duyulan arzudur. "Birisi olma" isteğidir.
Kurtulma isteği: Hoşa gitmeyen deneyimlerden kurtulma arzusudur. Örneğin öfkeden, korkudan, kaygıdan, kıskançlıktan kurtulmayı isteme gibi.


Arzuya tutunmanın kaynağı, arzu nesnelerini elde ettikten sonra duyulan kısa süreli hazdır. İsteklerimizi tatmin etmenin istemeye ve arzulamaya son vermediği gerçeğini göz ardı ederiz.


Bilgisizlik

Arzu yada istek, bir çok dalı olan bir ağaca benzer. Bu ağaçta açgözlülük, art niyet ve öfke dalları bulunur. Bu ağacın meyvesi acı çekmektir. Peki istek ağacı nasıl yeşerir? Nerede yetişir? Bu sorunun yanıtı, istek ağacının bilgisizlik üzerinde yetiştiği gerçeğidir. İstek ağacı bilgisizlikten doğar.

Bilgisizlik, şeyler hakkındaki gerçeği görememekten kaynaklanır. Şeylerin gerçekte nasıl oldukları görülemez. Dünyadaki şeylerle ilgili temel gerçek herşeyin geçici doğası olduğudur. Arzu ve istekle bağlandığımız herşey geçidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder